Pırasa

Aslı akşam yemeği için kullanacağı pırasaları suyun altında uzun bir süre yıkadı. Artık üzerlerinde tek bir kum tanesi kalmadığından emin olduktan sonra kuruması için kenara bırakarak havuçları yıkamaya koyuldu. Havuçlar hazırdı. Soğanları doğradı, gözlerinin yaşarmasına aldırmadan akan gözyaşlarını elinin tersiyle silerek devam etti işine. Daha fazla ağlamayacağım dedi ama gözyaşları istemsizce akmaya devam ediyordu. Soğanları kavurdu, mutfaktan buram buram soğan kokuları yayılırken pırasaları ekledi. Pirinci yemeğin sonuna doğru mu yoksa en baştan mı ekleyeceği konusunda kararsız kaldı. On yıllık evliliği boyunca hiç pırasa pişirmediği aklına geldi. Kocası hiç sevmezdi. Annesini aramayı düşündü ama sesinin neden kötü olduğunu sorarca verecek cevabı yoktu, anneler anlardı biliyordu ama ona söyleyemezdi. Yıllar önce örülmüştü o duvar aralarına ilk tuğlayı kim koymuştu bilmiyordu ama söylenmeyen her söz, saklanan her gerçek aralarında duvara yeni bir tuğla daha eklemişti.  Zamanla iyice kalınlaşmıştı duvar. Aralarındaki ilişki nasılsın iyi misin, iyiyim sen nasılsından öteye geçemiyordu. Bunca yıl sonra annesine anlatamazdı. Pirinçleri yıkadı, yemeğin sonunda doğru koymaya karar verdi. Yemek pişerken bahçeye çıktı, serin bir rüzgar tenine değerken içi üşüdü. Hava kapalıydı, yağmur yağacak galiba diye düşündü. Sonra güldü burda zaten yağmur yağmadığı gün yoktu, her an yağmur yağabilirdi. Bulutlara dalmış bakarken derinden çalan bir telefon sesiyle kendine geldi. Koşarak telefonu açtı.

Arayan dün akşam başvuru yaptığı firmalardan biriydi. Yarın için görüşmeye çağırıyorlardı. Tamam demişti, zaten yapılacak başka işi yoktu. Kreşle konuşayım da yarın getireceğimi sorun olmasın diye düşündü. Saatine baktı daha kızını almasına iki saat zaman vardı. Kitaplıktan bir kitap aldı, okumaya başladı ama dikkatini bir türlü kitaba veremiyordu. Kitabı bıraktı eline telefonu aldı, belki sosyal medyada gezinmek kafasını dağıtabilirdi. Mutlu insanlar, her daim gülen suratlar, ağlamayan, zırlamayan bebekler, sağlıklı yaşam guruları, yaşam koçları ne ararsan vardı. Çok yüksek takipçili bir hesapta ‘aşk saç tokası gibidir başta sıkar sonra gevşer, çok da şey yapmamak lazım’ yazıyordu. Kadının gerçekten ne demek istediğini anlayamadı ama görünüşe göre kendisi hariç herkes anlamıştı ve etkilenmişti ki sözden beşyüzbin beğeni almıştı, ikibine yakın da yorum görünüyordu. Saçmalık diye söylendi.  Sosyal medya daha da içini karartmıştı. Telefonu bıraktı elinde dışarı baktı, sokak çok sakindi bu gün , sabahtan beri tek bir araba bile geçmemişti. Evin önündeki kiraz ağacı pembe çiçekleriyle göz alıcıydı. Biraz ağacı izledi. Keşke ben de ağaç olsam şuracığa köklensem diye düşündü. ‘Hayatım boyunca hep aykırıydım, kendimi hiçbir zaman evde hissedemedim, ne yapsam nereye gitsem olmadı, olduramadım, şimdi nihayet burda dilini yarım yamalak konuşabildiğim ülkede nihayet kendimi evde hissediyorum. İçimden bir ses evine hoş geldin diyor sürekli’ O böyle düşüncelere dalmışken telefonun çalmasıyla zıpladı önce. Arayan arkadaşı Merve’ydi.
‘Canım nasılsın, ancak arayabildim kusura bakma çok yoğunum sabahtan beri, aklım hep sende.’
Aslı’nın kelimeler boğazına düğümlenmişti. Ne kadar sorlasa da tek bir ses çıkmadı ağzından. Bunu anlayan Merve konuşmaya devam etti.
‘Nasıl oldu da gitmeye karar verdi aniden, hani siz çok seviyordunuz birbirinizi, hep el eleydiniz. Anlayamıyorum.’
‘Ben de anlayamıyorum Merve, çok kötüyüm. Bu sabah kalktı, eşyalarını topladı ve gitti. Bu kadar, geri gelecek misin diye sordum bilmiyormuş.’
‘Gerekçesi neymiş?’
‘Annesini özlemiş, arkadaşlarını özlemiş, dayanamıyormuş sürekli yağan yağmura,’
‘Ah bebeğim, çok zor. Ama tüm erkekler böyle işte azıcık sıkıya gelemiyorlar, sıkıştı mı kaçmak onların görevi.’
‘Benim için kolay mı Merve, benim işim vardı, ailem, arkadaşlarım vardı. Ben de hepsinden vazgeçip geldim buraya. Dilini bile doğru düzgün konuşamıyorum daha.’
‘Ne yapacaksın?’
‘İş bulup çalışacağım. Yarın iş görüşmesine gidiyorum.’

İki kadın bir süre daha konuştular. Çoğunlukla Aslı konuştu, Merve anlattı. Böyle zor zamanlarda insan hep geçmişi sorgulardı, şöyle oldu böyle oldu. O da şu anda ilişkilerinin başından beri tüm evliliğini sorguluyordu. ‘Ona ne kadar değer vermişim, ne kadar büyük anlamlar yüklemişim ilişkime. O çok cesur, o çok güçlü, o her işin üstesinden gelir. Hep böyle diyordum inanabiliyor musun şimdi şu halime bak meğerse cesur olan ben işim korkak olan oymuş. Anne anne diye ağlayan koca bebekten başka bir şey değilmiş. Çok yanılmışım.” Merve telefonun diğer ucunda arkadaşını dikkatle dinliyor ve ona hak vererek onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Konuşunca biraz rahatlayan Aslı kızını kreşten alma zamanı gelince telefonu kapattı. Kızını aldı, parka götürdü, beraber oynadılar, yemek yediler, yatırdı. Geceleri daha zordu işi. Tek başına koca evde yalnızlık canını acıtıyordu tıpkı kağıt kesiği gibi. Erkenden yattı. Yarın sabah iş görüşmesi vardı.
Kızını sabah erkenden kreşe bıraktı, otobüse bindi ve görüşmeye gitti. Görüşme yaklaşık yirmi dakika sürmüştü. Dilinin döndüğünce anlatmıştı kendini ama patron beğenmişti ve pazartesi gel başla demişti. Aslı kulaklarına inanmıyordu, gerçekten işe alınmıştı. Görüşmeden çıkınca ilk iş Merve’yi aradı. Telefon iki çalıştan sonra açıldı.
“Canım bil bakalım noldu?”
“İşi kaptın”
“Evet, pazartesi başlıyorum.”
“Harika, gördün mü bak yoluna girecek zamanla. Sen hayatımda tanıdığım en güçlü kadınsın. Seninle gurur duyuyorum.”
“Canım iyi ki varsın. Ne öğrendim biliyor musun. Hayatımda en önemli kişi benmişim meğer. Benim güçlü olmam lazımmış, ayaklarımın yere sağlam basması lazımmış. Kendimi o kadar değersizleştirmişim ki zaman içimde kişiliğim silikleşmiş. Ancak uyanabilmek için böyle bir acının içinden geçmek gerekiyormuş. Çok canım acıyor Merve.”
“Biliyorum bebeğim, çok zor ama geçecek biliyorsun. Hepsi geçecek. “
“Biliyorum.”

Aslı telefonu kapattıktan sonra kahve içmek için çok sevdiği kahveciye girdi ve kahvesini alarak cam kenarına oturdu. İnsanlar önünden gelip geçerken ben çok değerliyim, ben çok cesurum, bunu başarabilirim diyordu yüzüne yayılan gülümsemeyle.  Biliyordu insan isterse başarırdı.

Yorumlar

Popüler Yayınlar