28 Ağustos 2014 Perşembe

Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu

Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakirinin Olağanüstü Yolculuğu. Evet yanlış okumadınız kitabın adı tam olarak da bu. Oldukça ilginç ve uzun bir isme sahip olan bu kitap 33 dile çevrilip 36 ülkede yayınlanmış ve yılın yayıncılık olayı olarak yazara birçok ödül kazandırmış. 
Kitapta hint fakirimiz Hindistan Racastan'dan Fransa'ya elinde bir yüzü boş olan sahte 100 euroyla İkea mağazasından çivili yatak satın almak için gelir ve böylece macera da başlamış olur. Fakir aslında dolandırıcının teki olmasına rağmen doğa üstü güçleri olduğuna insanları inandırarak paralarını çalmaktadır. Bu yolculuğa kadar bir insana dahi yardım etmemiş olan fakirimiz türlü yollarla insanları kandırmıştır. Çıktığı bu yolculuk sonrası tamamen farklı bir insana dönüşeceğinden habersizdir. Türlü yanlış anlaşılmalar, tesadüfler sonrası fakirimizin yolu sırasıyla Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Libya'dan geçerek en nihayetinde Fransa'da hayatının aşkını bulmasıyla sonlanır. 
Yolculuk boyunca fakirin başından pek çok olay geçecek bu olaylar neticesinde fakirimiz fakirliği bırakarak yazarlığa başlayacaktır. Bu yapmış olduğu yolculuk aslında kendi içine yaptığı bir yolculuk olup onu tamamen değiştirmiş olup yaşam amacını bulmasını sağlamıştır.
Sıcak yaz günlerinde hem eğleneyim hem de farklı bişeyler okuyayım diyorsanız bu kitap tam size göre. Hem fakirin yaşam amacını bulma yolculuğuna tanıklık etmiş hem de yolculuk boyunca göçmenlik sorununa farklı bir gözle bakmış olursunuz.
Herkese iyi okumalar.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Bahar Okuma Şenliği Sonuçları

Pinuccia'nın Kitapları tarafından düzenlenen Bahar Okuma Şenliğinin sonuna gelmiş bulunmaktayız. toplam puanım 75 ve 1966 sayfa.

1. Kategori (10 puan): Tavsiyelerine güvendiği birinin önerdiği bir kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).

On Derin Ayak İzi/ Lüset Kohen Fins/ Gate Yayınları/ 520 sayfa. Egoist okur (http://egoistokur.com/mutlulugun-sirri-zhuizmde/) da okuduktan sonra bu kitabı okumaya karar verdim.

2. Kategori (15 puan): Bir şiir kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

Üç Kadın/ Sylvia Plath/ ARTSHOP yayıncılık 60 sayfa

3. Kategori (15 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).

Haruki Murakami / Zemberekkuşu’nun Güncesi/ Doğan Kitap / 738 sayfa  “Zemberekkuşu'nun Güncesi” kitabı ile 1996 yılında Yomiuri Edebiyat Ödülünü kazandı.

4. Kategori (15 puan): Bir öykü kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

Alice Munro/ Firar/ Can Yayınları/ 352 sayfa

9. Kategori (20 puan): Kütüphanesinde en uzun süredir okunmayı bekleyen o kitabı okuyanlara (En az 200 sayfa).
Tekrar Bağlantı/ Eric Pearl/ Butik Yayınları/ 296 sayfa






7 Mayıs 2014 Çarşamba

Bahar Okuma Şenliği

Pinuccia’nın Kitapları Tarafından düzenlenen Bahar okuma şenliğinde ilk etap sonuçlarım pek iç acıcı değil J  Sonuçlarda bence  Zemberekkuşu’nun Güncesi kitabı etkili oldu kitap başlarda beni pek sarmadığı için çok yavaşlattı.

İlk ay sonuçlarım 30 puan. 768 sayfa.

2. Kategori (15 puan): Bir şiir kitabı okuyanlara (Sayfa sınırlaması yok).

Üç Kadın/ Sylvia Plath/ ARTSHOP yayıncılık 60 sayfa

3. Kategori (15 puan): Herhangi bir edebiyat ödülü kazanmış bir kitap okuyanlara (En az 200 sayfa).


Haruki Murakami / Zemberekkuşu’nun Güncesi/ Doğan Kitap / 738 sayfa  “Zemberekkuşu'nun Güncesi” kitabı ile 1996 yılında Yomiuri Edebiyat Ödülünü kazandı. 

25 Nisan 2014 Cuma

İNSAN GÖRÜNÜMLÜ VAMPİRLER

Bu tip insanlar hemen yerde fazlaca bulunmakta olup özellikle ofis ortamında kendilerine sıkça rastlanmaktadır. Adete vampirin kanınızı emmesi gibi bu da sizin tüm enerjinizi emerek bitip tüketir. Bu insanla karşılaşmanızın iki dakikalık sohbet sonrasında bile başınız ağrır, mideniz bulanır, eğer ayaktaysanız başınız döner lendiniz bira önce açık havaya atıp nefes almak istersiniz. Bu belirtileri hissediyorsanız aramıza hoşgeldniz. Hoşgeldin insan görünümlü vampir tarafından enerjisi sömürülen insanoğlu. Korkma bu insanlarla karşılaşmaman belki mümkün değil ama onlara çeşitli karşı korunma yöntemleri mevcut. Yeterki sabırlı ol, strese girme. İlk iş olarak bu insanları tanıyalım.

            Bu insanlar ikiye ayrılılar.
1-) Sürekli kendi sorunlarından bahsedenler.
2-) sürekli sende kusur bulanlar.

İlk gruptaki insanlar sizi görmeye görsün hemen sorunlarından bahsetmeye başlayıp içinizi şişirirler. Sürekli sorunları vardır. Sorunları hiç bitmez sürekli şikayet ederler. Şikayetlerinin konusu bazen işi, bazen eşi, bazen çocukları arasında değişiklik gösterir. Ya işinden bunalmıştır, ya eşi bunu hiç anlamıyordur ya da çocuğu hiç laf dinlemiyordur. Hayatı bu üçgen bu üçgen arasında sıkımış kalmıştır. Bu tipteki insanlar kaplumbağaya benzer, kaplumbağalar nasıl evlerini sırtlarında taşırsa bu insanlarda tüm dertlerini omuzlarında taşır. Bunlara nasılsın diye sormaya gör hemen başlarlar anlatmaya aman nasıl olayım işler çok yoğun başımı kaldıramıyorum, çalışmaktan hiçbirşeye vakit kalmıyorki, evde çocuklar perişen, koca zaten ayrı alemde, beni hiç anladığı yok vs. vs.  Hiç bitmek bilmez dertleri. Dünyanın tüm yükü benim omuzlarımda modundadırlar. Kendi mutsuzluklarını size de bulaştırılar. Onlarla karşılaştıktan sonra kendinizi yorgun ve sorunlu hissedersiniz. Çevrenizde böyle insanlar varsa ki her ortamda bu tipler kesin vardır olabildiğince bu insanlardan uzak durmakta fayda vardır. Bu pek mümkün olmasa da (içinizden sürekli olarak yeter be adam senden de senin dertlerinden de fenalık geldi bi senmisin bunları yaşayan diye geçirip adamın kafası patlamak istesenizde sakin olun gerek yok) he he bütün dertler senin üzerinde en çok sen çalışıyorsun, en çok çileyi sen çekiyorsun deyip yolunuza devam edin.

            İkinci guruptaki insanlar ilk gruptakilere göre daha tehlikelidir. Zaten ilk görüşte tanırsınız bu insanları dilleri zehir gibidir, akrep gibi illa sokacak birini bulurlar. Öyle mutsuzdurki bu insanlar başka nasıl yaşanır bilemezler. Kendileri mutsuz olduğu gibi başkalarını da mutsuz etmek için ellerinden gelen herşeyi yaparlar. Sabah kalktınız kendinizi bu çok iyi hissediyorsunuz, güzel güzel giyindiniz işe geldiniz böyle bir insanla karşılarsanız hemen kaçın ordan vakit kaybetmeden. Yoksa sizi böyle mutlu görmesinler  her an saçınıza, başınıza takabilir türlü laf sokmalarla günün geri kalanını size zehir edebilirler. O yüzden bu insanlarla karşılaşınca hemen yol değiştirin, görmemezlikten gelin.


2 Aralık 2013 Pazartesi

Bazı Kadınlar

Bazı Kadınlar 2013 Nobel Ödülü sahibi Kanadalı yazar Alice Munro’nun öykü kitabı. Alice Munro ismini Nobel alana kadar maalesef duymamıştım. Nobel ödülleri açıklandıktan sonra açıkçası Haruki Murakami’nin ödülü alamamasına üzülmüştüm keza kendisi benim favori yazarlarım arasındadır. Netice ödülü alan yazarı merak etmiştim ve Puniccia’ nın Kitapları tarafından düzenlenen kış okuma şenliği kapsamında kategorilerden birinin Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabı olunca bu kategori için tercihimi Alice Munro’dan yana kullandım ve keşke böyle bir yazardan daha önce haberim olsaydı ve tanışmak için bu kadar geç kalmasaydım diye düşündüm.

Yazarın bu kitabı 10 öyküden oluşuyor. Öykü adları;

Boyutlar
Öykü
Wenlock Yamacı
Derin Çukurlar
Serbest Radikaller
Yüz
Bazı Kadınlar
Çocuk Oyunu
Odun
Aşırı Mutluluk şeklinde.

Kitabı okumadan önce yazar hakkında internetten yaptığım araştırmalar neticesinde yazar hakkında çok güzel yorumlar vardı. Okuduğum tüm kaynaklar yazarın dilini çok basit olayları bile büyüleyici bir dille olduğu, öykü dalında çok büyük bir usta olduğundan bahsediyorlardı. Kitap adından da anlaşılacağı üzere genel olarak  kadın öykülerini anlatıyor. Bu arada kitabın orjinal adı Too Much Happiness (Aşırı Mutluluk) olmasına rağmen biz de Bazı Kadınlar adıyla yayınlanmış. Biz de niye bu adla yayınlandığını da çok merak ediyorum doğrusu. Benim kitapta en favori öyküm Aşırı Mutluluk olmuştu.

Bu kitapta yazar her öyküde farklı kadının farklı hayatını gözler önüne seriyor. Biz kısacıkta olsa o insanların hayatına pencerinin arkasından bakıp duygularını ve davranışları gözlemliyoruz.  Bazen çocukluk arkadaşıyla derin bir sır paylaşan ve bu arkadaşını ısrarla görmek istemeyen bir kadının hayatına konuk oluyoruz, bazen de rus matematik profösörü bir kadının hayatından bir kesit görüyoruz, bazen de ölümün kıyısından gelip geçen bir annenin çocuğuyla olan kopuşunu okuyoruz.


Benim en favori öykülerim; Aşırı Mutluluk, Derin Çukurlar ve Serbest Radikaller oldu. Eğer öykü kitaplarından hoşlanıyorsanız veya son zamanlarda güzel bir öyküde kaybolmak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz. 

22 Kasım 2013 Cuma

Haftanın Kitap Önerisi



                                                            Şeytanı Uyandırma

                    Şeytanı Uyandırma John Verdon’un Aklından Bir Sayı Tut ve Gözlerini Sımsıkı Kapat’ tan sonra yazdığı üçüncü kitapta. Yazar her üç kitapta emekli dedektif Dave Gurney’in maceralarını anlatıyor. Dedektif Gurney emekli olduktan sonra karısı Medeline ile birlikte sakin bir hayat için göl kenarına taşınır. Ama dahi dedektifimiz istdediği sakin bir hayata maalesef kavuşamaz. O istese de olaylar onun peşini bir türlü bırakmaz.

               Bu kitap Gurney’in eski gazeteci arkadaşının aramasıyla başlar. Eski ardaşı ondan televizyonda yeni program yapmaya başlayacak olan kızı Kim’e göz kulak olmasını ister. Kim Amerika’nın en yaygaracı televizyon kanalında faili yakalanmayan cinayetler ve kurban yakınlarının hissettikleriyle ilgili bir program yapacaktır. Programın başlamasıyla birlikte uyuyan Şeytan uyanacak ve garip olaylar da kahramanlarımız başına gelecektir. Herkesten farklı bir bakış açısıyla olaylara yaklaşan dahi dedektifimiz olayların üstesinden gelecek, katili yakalayacak mıdır?

                      Kitap genel anlamda serinin diğer kitaplarında olduğu gibi oldukça sürükleyici ve bir çırpıda okunuyor. Okuduktan sonra geriye aklınızda ne kalıyor diye soracak olursanız pek bir şey kalmıyor. Kitabın genel anlamda sorgulatıcı ve düşündürücü bir etkisi yok. Katiller neden bu cinayetleri işliyorlar, derinlerinde ne gibi problemler yatıyor vb. derin karakter ve olay tahlilleri yok kitapta. Eğer cinayet romanlarında hoşlanıyorsanız, sürükleyici bir kitap arıyorsanız bu kitap tam size göre.

7 Kasım 2013 Perşembe

Baltasar ile Blimunda

   Puniccia'nın Kitapları tarafından düzenlenen Ekim ayı okuma şenliklerindeki yazar Jose Saramago’ydu. Ben de okuma şenliği kapsamında yazarın Baltasar ile Blimunda kitabını okudum.


         Baltasar ve Blimunda nobel ödüllü yazar Jose Saramago’nun 1982 yılında yazmış olduğu roman. Yazarın daha önce hiçbir kitabını okumamaış olanlar ve yazarla tanışmak isteyenler için iyi bir seçenek değil bence kitaptan sıkılma ve kitabı yarıda bırakma ihtimallari yüksek. Ben daha önce yazarın körlük kitabını okumuş ve hayran kalmıştım.  Kitap 18. Yüzyışda geçen etkileyici bir aşk hikayesini anlatırken. Kitaptaki aşk savaşta sol kolunu savaşta kaybeden Baltasar ile normal insanların görmediklerini görebilen  annesinin cadı olduğu öne sürülerek engizisyon tarafından yakılan Blimunda aradında geçiyor. Uzun süredir bekledikleri veliahıtın doğumu şerefine manastır yaptıran kraliyet ailesi, Passaparolayı yani insanların uçmasını sağlayacak ilk aleti yapmaya çalışan Peder Bartolomeu kitabın diğer kahramanları arasında yer almakta.

               
         Her ne kadar kitabın başlarında sıkılmış olsam da, kitabı okumaya devam ettim bu sayede bu etkileyici aşka, 18. Yüzyılda geçen bu hikayeye ve en önemlisi Jose Saramago anlatım diline hayran kaldım.  Haftasonu ne yapacağım diye düşünüyorsanız bir Jose Saramago kitabı alın büyüleyici diline kendinizi kaptırın eminim pişman olmayacaksınız.



20 Ağustos 2013 Salı

Zorlu Ofis Hayatında Hayatta Kalmanın Yolları



1-) Gerçekler: Kaskınızı takın, kemerleriniz bağlayın, tüm alet erdavatlarınızı hazırlayın. Zorlu bir yolculuk bu malum J hazırlıklı ve tedbirli olmakta fayda var.

2-) Hayaller: İşteki ilk gününüz, niyayet uzun uğraşlar sonucu iş bulabildiniz. Çok heyecanlsıınız, evet iş hayallerinizin iş değil zaten kim küçükken ben büyüyünce havasız, güneş görmeyen, bir yığın insanın bir arada yaşadığı plazada çalışmayı isterki. Bingo cevap hiç kimse.  Genellikle çocukluk hayllerinde ilk sıradaki meslekler pilot, doktor, astronot vs. dir. Hem astranot olup da napacam onlar geçmişte kaldı şimdi esas olan para kazanıp aç karnımızı doyurmak, hayallerde neymiş diyorsanız doğru yerdesiniz. Çünkü plazalarda hayal kurmamak birinci şarttır. Eğer girmeden önce hayalleriniz varsa merak etmeyin yoğun çalışma temposunda onların hepsi gerçekten hayal olcak kalacaktır.

3-) Uzun Çalışma Saatleri : Aaaa. Yoksa kimse size çalışma şartlarından bahsetmedi mi? Sabahtan akşama kadar full time çalışacağınızı bilmiyor musunuz? Burada zaman kavramı başka çalışır. Sabahın köründe geceyarısına kadar çalışırsınız. Sabah kalktığınız da karanlıktır akşam işten çıktığınızda karanlık bir süre sonra zaman kavramının hepten kayar ne zaman sabah ne zaman akşam şaşırırsınız. Öyle ki; çoğu sabah işe geldiğinizde sanki hiç eve gitmemiş gibi hissedersiniz kendinizi. Eee başta dedik size zorlu bir yolculuk bu ona ekipmanlarını hazır olsun diye. 

4-) Özel Hayat: Yoğun çalışmaktan bahsetmiştik bir önceki kuralda.  O kurala eklemek istediğim bazı eklemeler var. Eğer işe evli olarak girdiyseniz sorun yok, yeni birini tanıma, flört etme, sevgiliyi mutlu etme, ona zaman ayırma, evlilik aşaması gibir bir dolu zorlu aşamayı gençken hallemişsiniz demektir. Bu da bunlar için ekstra bir çaba harcamanız gerekmediği anlamına geliyor. Çünkü işe girdikten sonra çok yoğun çalışacağınız için ne yeni ortamlara girmeye zamanınız ne de haliniz kalacak. Hemen üzülmeyin canım iş arkadşaları var evet seçenkeler kısıtlı kabul ama bu da hiç seçeneğin olmadığı anlamına gelmiyor J

 Eğer evliyseniz eşinizin yüzünü iş arkadaşlarınızınkinden daha az göreceksiniz demektir. Ama üzülmeyin o kdar da kötü bir durum değil böylece dır dır çekmekten ve sürekli şikayet dinlemekten de kurtuluş olursunuz J

5-) Mücadele Hazırlığı: Geldik 5. Kurala. İlk dört kuralı okudunuz, ben gencim, mücadeleyicim beni bu şartlar mı yıldıracak, bunlar da ne ki diyorsanız işe başlamaya karar verdiniz demek.  O zaman mücadeleye devam.

6-) Ofis Dedikoduları: İşte geldik en önemli maddeye. Bir ofisin olmazsa olmazı ofis dedikoduları. Hiç dedikodusuz ofis mi görülmüş. Hadi canım kandırmayın ne beni ne kendinizi. Şu ofise yeni gelen kızın kalçaları çok mu büyük ne, muhasebedeki kız da insan kaynaklarındaki çocukla çıkıyormuş bu kadar hızlı yükselmesinden de belliydi zaten, aaa duymadınız bunları. İşe yeni başladığınız için uzun bir süre; işe yeni biri  alınıp gözler onun üzerine kayana kadar sizde olacak. Buna şimdiden hazırlıklı olun. Çay kahve molasında sizin dedikodunuz yapılacak, ne giydiniz günlük olarak analiz edilecek, davranışlarınız, eğitiminiz onlar için sürekli bi dedikodu malzemesi haline gelecek. Merak etmeyin biraz alıştıktan sonra o dedikodu çarkına siz de gireceksiniz.


İşe başlamadan önce bizi bekleyen gerçekleri gördük. İşe başladıktan karşılacağımız olaylar, karşılacağımız enterans insanlar ise arkası yarın J


16 Ağustos 2013 Cuma

Haruki Murakami 1Q84

Haftanın son iş günü herkese merhaba,

Aranızda Haruki Murakami’ yle henüz tanışmamış olanlar varsa hafta sonu bir değişiklik yapıp kendinize bir Haruki Murakami kitabı hediye edebilirsiniz. Kitabınızı alın kemerlerinizi bağlayın ve Haruki Murakami’nin büyülü dünyasına adım atın. Emin olun bu deneyim daha önce okuduğunuz kitaplarda edindiklerinize benzemeyecek. Kimi zaman şaşıracak, çoğu zaman bu kadar da olmaz diyeceksiniz, büyük bir merakla kitabı bir solukta okuyacağıza emin olun. Kitap bittikten sonra yazarın hayal gücüne hayran kalacak, kitaptan çok keyif aldığınız fark edecek ve yazarın yeni bir kitabını alacaksınız.

Ben yazarın ilk İmkansızın Şarkısı kitabını okudum. Yazarı daha önce okumamış ve fantastik dünyasına alışık olmayanlar için yazarı tanımak ve alışmak için iyi bir başlangıç olabilir. İmkansızın Şarkısını Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında, 1Q84 ve Sahilde Kafka izledi.  En son da Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu’nu aldım ama henüz okumaya başlamadım.

Bugün size bahsetmek istediğim kitap ise bence yazarın başyapıtı olan 1Q84. Kitap tam 1256 sayfa. Kitabı okurken çevreniz tarafından bu kitap da okunur mu çok uzun ya da ansiklopedi mi okuyorsun şeklinde söylemler alabilirsiniz aldırmayın, kulaklarınızı tıkayın ve bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayın J

Kitabı yazarken yazar George Orwell’in 1984 kitabından esinlenmiş zaten kitabı okurken de bu esintiyi farkedebilirsiniz. Ben 1984 romanını okumamıştım o yüzden bu kitabı okurken çok merak ettim ve bu kitap biter bitmez okuduğum ilk kitap  George Orwell 1984 kitabı oldu. Kitapla ilgili ayrıntılar için Buraya tık. Zaten kitabı adı da 1984’e atıfta bulunuyor.

Kitapta aşk var hem de en imkansızından, macera var hem de en tehlikelisinden, paralel evrenler, kötü adamlar, kötü adamların peşinde iyi insanlar var. İnsan hayatı boyunca bir insanı sevip, onu bekleyebilir mi, ya da sadece sevmek dünyayı değiştirebilir mi, gördüklerimizin, inandıklarımızın ne kadarı gerçek bu gibi soruları merak ediyorsanız bu kitap tam size göre.


14 Ağustos 2013 Çarşamba

Okuma Şenliği Son Durumum


Merhaba,

Size  Pinuccia’ nın Kitapları tarafından düzenlenen okuma şenliğinden bahsetmiştim. 9 Ağustos tarihinde bu okuma şenliğinin ilk aynının bitmesi dolaysıyla durum değerlendirmesi yapılmış. 9 Ağustos’ta tatilde olmam sebebiyle duyuruyu yeni görüyorum ve son durumu sizlerle paylaşıyorum. İşte 9 Temmuz-9 Ağustos arasında okuduğum puanlar ve kategorilere göre aldığım puanlar.

Dan Brown cehennem 576 sayfa  15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
Umberto Eco gülün adı 608 sayfa  25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Virginia Wolf mrs. Dolaway 208 sayfa  20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
Yaşar Kemal çıplak ada çıplak deniz 272 sayfa 10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.

Toplam da 70 puan ve 1664 sayfa. Açıklanan listeye baktığım durumum sandığım kadar iyi değilmiş L Çok iyi kitap okuyanlar varmış. Biraz hızlanmam lazım sanırım J 
Ayrıntılar için Buraya Tık
Şu an da okumakta olduğum 2 kitap var sanırım onlardan da 40 puan alabileceğim.

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara. Thomas Gordon Etkili Anne Baba Eğitimi (416 sayfa)           

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara David Passig- 2050 (387 sayfa)


Günün Şarkısı

                         Jehan Barbur dinler misiniz? Eğer bugüne kadar dinlemediyseniz kendinize bir iyilik yapın ve Jehan Barbur albümü alın kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Bugün en çok dinlediğim şarkı Jehan Barbur'dan Uyan oldu sizinle de paylaşmak istedim. Şarkıyı dinlemek isteyenler Bu Linke Tıklayabilir. Bu şarkı Jehan Barbur'un Uyan albümünde yer alıyor. Aslında bu albüm 2009 yılında çıkmış ama ben daha yeni keşfettim. Bazı şarkıların insan hayatında önemli zamanlarda daha anlamlı hale geldiklerine inanıyorum. Uyan şarkısı da benim için öyle oldu. Son zamanlarda dinlediğim en anlamlı sözlere sahip. 


Uyan uyan güzel uykundan çok uyursan herşey geçer

uyan güzel uykundan ne kadar tatlı da olsa hayat uykuyla geçmez
yaşanacak o kadar çok şey anlayacak anlatacak ne kadar hikaye var aklımda

13 Ağustos 2013 Salı

Akvaryumdaki Balıklar

     
http://www.sxc.hu/photo/447227

                     Hepimiz küçücük akvaryumlara sıkışmış balıklar gibiyiz. Yok birbirimizden farkımız. Azıcık yem verilince en çok yemi kapabilmek için birbirimizi eziyoruz. En güçlü, en güzel, en çekici, en farklı, en, en, en saymakla bitmez sayıda niteliğimiz mevcut. Herkes bize aşık, en vazgeçilemez biziz, herkes bizi kıskanıyor, sürekli göze,  nazara geliyoruz, ee tabi o kadar güzeliz ki kimse bizi çekemiyor. Herkesin gözü üzerimizde.

      Bu ve buna benzer yalanlarla kendimizi kandırmaya, oyalamaya devam ediyoruz. Ya da kandırdığımız zannederek hayatımız devam ettirmeye çalışıyoruz. Sürekli diğerlerinden farklı olduğumuzu düşünüyoruz. ama ben farklıyım, ama ben şöyleyim, ben böyleyim, benim başıma gelenler daha önce kimsenin başına gelmemiştir. Oysa bir baksak dünya da birbirinden habersiz milyonlarca farklı insan yaşıyor. Milyonlarca farklı hayat, farklı ruh. Kimiyle ruhlarımız kesişiyor, kimiyle teğet geçiyor, kimisinin farkında bile değiliz her gün önünden geçip gittiğimiz halde görmüyoruz bile onu. 

            Kısacık bir an bile etrafımıza şöyle bir baksak ve görmeye başlasak, kendimizin ve diğer insanların farkına varsak. Birazcık da onların gözünden hayatı görmeye başlasak nasıl olur? O da bizim gibidir belki, ne kadar farklı olduğumuzu düşünsek de belki birebir aynıyızdır. Aynı olaylara benzer tepkiler veriyoruzdur belki, aynı müzikte eğlenip, aynı olaylara gülüp, aynı filmde birlikte ağlıyoruzdur giden sevgilinin ardından  farkında olmadan. 

           Farkında olmak ve farkında olarak yaşamak en çok ihtiyacımız olan bu. Eğer kendimizin farkında olursak gerçekten hayat bizim için farklı olabilir.  

2 Ağustos 2013 Cuma

Eğlenceli Bir Oyun Oynayalım mı?

              Kitap okumayı sevenler ve kitaptan vazgeçemeyenlere merhaba. 9 Temmuz itibariyle başlamış harika bir etkinlikten bugün itibariyle haberim oldu. Etkinlik 9 Temmuz' da başlamış ve 9 Ekim tarihinde son bulacak.
           
            Etkinliğin amacı belirtilen tarihler arasında belli kategorilerde en çok kitabı okumak ve en çok puanı toplamak. Ayrıntılar Buraya Tık


       Kategoriler:

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.

15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.

15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.

20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.

25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.

30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara. 


            Şimdi yapmamız gereken Pinuccia'nın Kitapları ' nı ziyaret etmek etkinliğe kaydolmak ve okuma listenizi oluşturarak bol bol kitap okumak. Ben okuma listemi oluşturmaya başladım bile. 

       Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara (Bu kategori 15 puanmış. Ben Dan Brown Cehennem kitabını okuma listeme dahil ediyorum. Dan Brown romanlarını ve karakterlerini genelde çok sevmem ama bu roman hakkında o kadar çok konuşulması ve yazılmasının yanı sıra tatilde her gittiğim yerde bu kitabı okuyan insanları gördükçe romana kayıtsız kalamadım.)


           Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara. (Haruki Murakami Sahilde Kafka. Roman Japonya'da geçiyor ve ben hiç Japonya' yı görmedim.Bu kategori 20 puanmış.)

          400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara. (En çok puan getiren kategorilerden biriymiş tam 25 puan getiriyor. Bu kategorideki kitabım Umberto Eco Gülün adı 608 sayfa.)

        Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara. (20 puanlık bir kategori. Bu kategorideki kitabım Henri Lefebvre Gündelik Hayatın Eleştirisi 1)


       Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara. (Bu kategorinin de puanı 20. Bu kategorideki puanım Irvin D. Yalom Divan)


               Nasıl okuma listesi yapmak bile çok zevki değil mi? Ben şimdiden 100 puan topladım bile :) 


             Herkese keyifli okumalar.