Sessiz Çığlık

            Eda kahve makinesinin sesiyle uyandığında saat 7 yi gösteriyordu. Yatakta biraz gerindi saate baktı oflayarak kendini tekrar yatağa attı. Tam o esnada kalmak için kurduğu alarm çalmaya başladı. Odanın içinde Justin Bieber'ın sesi yankılanıyordu. Bilerek böyle ayarlamıştı en gıcık olduğu şarkıyı kapatmak için yataktan kalkmak zorunda kalıyordu. Bugün ise alarmı kapatacak gücü bile yoktu varsın çalsındı alarm şu an Justin'den önemli işleri vardı. Kahvenin kokusu buram buram burnuna geliyordu bundan daha kışkırtıcı bir koku olamaz herhalde diye düşündü. Kalkıp bir kahve içsem aslında kendime gelirim ama kendime gelmek istiyormuyum acaba diye söylenerek istemeden de olsa sürünerek kalktı yataktan. Alarm hala çalıyordu. Hoş artık alarm kurmasına gerek yoktu ama insan alışkanlıklarından kolay vazgeçemiyor işte.

          Aynada suratına baktığında tek yaptığı dudaklarını büzüp boş boş bakmak oldu. Mosmor göz altları, bağımsızlığını ilan etmiş saçlar, yıkanmaktan rengi solmuş yakası paçası dağılmış tşirt. Dünyanın tüm yükünü taşımış gibi uzun uzun yıkandı tüm derilerini ovdu. Küçükken annesinin onun sıkıca kese yaptığı günler geldi aklına. O zaman annesinin derisini ovmasınadan hoşlanmaz, bir an önce bitsin diye kıpırdar dururdu banyo boyunca. Sonunda annesi çıldırır banyo tasını kafasına geçirir 'bir durumadın kız iki dakka, kurt mu var götünde anlamadım ki, benden yana şans mı anam, ne kocadan yana şansım döndü ne çocuktan. Hep eziyet hep eziyet diye bitmek bilmeyen söylenmelerine başlar tüm hırsını Eda'dan çıkarmak istercesine daha sert ovalamaya başlardı. Eda ana yeter canım acıyor diye bağırsa da kendini dertlerine kaptırmış kadın duymazdı bile. Oysa annesinin ona tek doğunduğu yer olan banyo hiç bitmesin, annesi ona dokunsun öpe öpe yıkasın isterdi Eda. Kolunun acımasıyla daldığı hayalden kendine gelmesi zaman aldı bu aralar annesini ne kadar düşünüyordu. Arasam mı acaba diye içinden geçirse de hemen vazgeçti. 

          Mutfağa geçti kendine bir kahve koydu. Uzun uzun düşünecek zaman kalmamıştı artık yeterince düşümüştü artık iyi kötü bir karar vermesi gerekiyordu. Bu şekilde böcek gibi yaşamak ona fazla geliyordu artık. Saklanmaktan bıkmıştı. Nolacaksa olsun artık verecek bir canım kaldı zaten diye düşündü. 

         Giyinip çıkması gerekiyordu. Elbiselerine sanki en değerli hazineleriymiş gibi dokundu. En sevdiği kırmızı elbisesine sarıldı az kaldı seni özgürce giyebleceğim dedi. Acaba bununla mı karşısına çıkmalıydı? Ne olsa herşeyin başlangıç noktası bu elbise olmuştu. Hem kırmızıydı hem göğüs dekoltesi vardı hem de kısaydı kocasının ölçütlerine göre çok fazlaydı. Orospu mu olacaksın diye bağırmıştı giydiğini görünce sonra tekme tokat girişmişti. Daha ne olduğunu anlayamamıştı bile Eda. Aşık olduğu adam şimdi onun canını acıtıyordu. Kalk yerden ağlayıp durma asabımı bozma benim diye kükremişti adam bir kot pantolon bir kazak üzerine atıp al bunları giy çabuk işe geç kalacaksın akşam görüşecez seninle bundan sonra tüm kıyafetlerini ben sececeğim diye homurdanmıştı. Eda yaz sıcağında neden kazak giydiğini bile sorgulamayacak kadar aşıktı. Gün boyunca kendini suçladı durdu evet haklıydı adam dediği gibi kıyafet fazla açıktı. Akşam güzel bir sofra hazırlayıp kocasının gönlünü alırdı. Hem kazak giydiği iyi olmuştu böylece vücudundaki morluklar için açıklama yapmasına gerek yoktu. Ayna karşısında elbiseye bakarken keşke o gün eve geri dönmeseydim diye düşündü. Ama dönmüştü sadece o gece değil her dayak sonrasında dönmüştü. 

          Artık en ufak bir olay dayak sebebi olabiliyordu adam için. Yemek neden sıcak, yemek neden soğuk, çayıma neden şeker atmadın, yemek çok tatsız sen beni zehirlemeye mi çalışıyorsun, ne demek mesai var bu saate kadar kiminleydin sen benim adımı p.. ge mi çıkartacaksın, sana gülme dedim. Eda sürekli kendini suçlayıp hareketlerini düzeltmeye çalışıyordu. Ama nafile dayağın şiddeti hiç değişmiyordu. İyice içine kapanmış, sürekli korkar olmuştu. Asıl kıyamet müdürü onları yemeğe çağırdığı akşam çıkmıştı. Sadece onu değil tüm ofisi çağırmıştı aslında herkes çoluk çocuk ailecek gelmişlerdi. Adam yeni taşındığı evinde mangal eşliğinde yaza merhaba partisi verip tüm arkadaşlarıyla eğlenmek istiyordu. Yemekler yenilmiş, içkiler içilmiş geç saatlere kadar sohbetler edilmişti. En çok ilgiyi de Eda'nın kocası çekmişti hem yakışıklıydı hem komikti. Tüm gece flörtöz tavırlarıyla ilgi odayı olmuştu. Daha eve girdikleri anda saçından tutup Eda'yı duvara yapıştırdı. Hakaretler, dayaklar ne kadar sürdü emin değildi ama tek emin olduğu şey şimdi bu evden kaçmazsa ölüsü çıkacaktı. Diğer kadın cinayetleri gibi sıradan bir üçüncü sayfa haberi olacaktı. Arkadaşları vah vah diyecek o kadar sosyal bir adamın cinayet işlediğine inanamayacak kesin Eda delirtti diye suçlayacaklardı. Hakim karşısında takım elbise giyip masummuş gibi namusumu korudum diyecekti. Namussa tamam biliyorsun namus deyince akan sular durulur hem takım elbise de giymişsin iyi halden ceza indirimin de hazır denilip az bir cezayla ya da cezasız kurtulacaktı. Yattığı yerden vazoyu gördü ve son hamleyle yakaladı ve adamın suratına fırlattı. Bir anda irkilen adam afalladı. Eda kısacık oluşan sessizliği fırsat bilip kendini pencereden aşağı attı ve hızlıca koşmaya başladı. İyiki birinci katta oturuyoruz diye düşündü koşarken. Bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu ama sokakta adeta ölüm sessizliği vardı sanki onun sesini duyan evler yardım edecekleri yerde ışıklarını kapatıp sessizliğe bürünüyorlardı. Karakola gittiğinde ağlamaktan konuşacak hali kalmamıştı zaten hali konuşmasını gerektirmeyecek kadar ortadaydı. Geceyi ve ondan sonraki birkaç geceyi arkadaşında geçirmişti. 

         Kocası tüm eşyalarını yollamıştı önce o da kurtuldum diye sevinmişti. Ama birkaç gün sonra erken sevindiğini anlayacaktı. Tehditler, hakaretler uzaktan da olsa devam ediyordu.  Arkadaşının yazlığına gelmişti saklanıyordu burda tek başına. Bugün artık bu işi tamamen bitirmesi gerekiyordu, artık daha fazla başkalarına yük olmak istemiyordu.Elindeki kırmızı elbiseye baktı bu iş böyle bitsin diye düşündü. Giyindi kapıyı kilitledi. Birkaç adım atmıştı ki sırtından vücuduna yayılan sıcaklığı hissetti bu ne demeye gerek kalmadan yere yığıldı. Bıçak darbeleri peş peşe geldi, adam öldüğüne iyice emin olunca koşarak uzaklaştı, bir kadın daha öldürüldü, bir can daha yitti. En sevdiği kırmızı elbisesini giyemeden kıydılar Eda'ya. Martılar havalandı, uzaktan bir köpek havlaması duyuldu. Ardından öldürücü bir sessizlik hakim oldu. 

Yorumlar

  1. Yine çok güzel olmuş.Kalemine sağlık canım

    YanıtlaSil
  2. Nice Eda'lar nice kadınlar yitip gittiler bu dünyadan. Sevginin,askın,hoşgörünün ne olduğunu bilemeden gittiler. Gözü dönmüş, kişilikleri sıfır, karakterlerinde binbir psikopatlık olan bu erkekleri Allah bildiği gibi yapsın..

    YanıtlaSil
  3. Aynen Arzucum. Azala azala bitmediler bir türlü.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar