Melankoli

Hale sabah baş ağrısıyla uyandı. Of bu ağrı ne şimdi sabah sabah diye söylenerek yataktan kalktı. Terliklerini giydikten sonra sürünerek banyoya gittti. Aynada kendi suratıyla karşılaşınca şaşırdı. Ne kadar da solgun görünüyordu bu sabah. Buz gibi suyu yüzüne çarptı, soğuk su biraz olsun kendine getirdi. “Haydi toparla kendini senin bu sabahki melankolik halinle uğraşamam, çok işimiz var bugün enerji toplamam lazım” diye konuştu aynadaki suretiyle. Kısa bir duş sonrası hemencecik hazırlanarak evden çıktı. Apartmanın kapısından çıkarken çalan telefonun sesiyle irkildi. Arabasına doğru yürürken bir yandan da telefonla konuşmaya başladı.
“Halecim canım nasılsın? Ne zamandır konuşamadık bir bilsen başıma neler geldi.”
“Ay Nilcim noldu canım anlat çabuk dinliyorum. Dur bi saniye arabaya bineyim.” Arabasının kapısını açarak koltuğa attı kendini. Nil’in sesini hopörlere vererek konuşmaya başladı tekrar.
“Anlat canım dinliyorum”
“Ah canım sen olmasan naparım. Benim yardımsever, hoşsohbet, eğlenceli, duygusal arkadaşım. Sen olmasan kim dinler beni?”
“Aman canım abartıyorsun. Ne oldu sesin çok kötü geliyor.”
“Canım ya sorma nasıl başlayacağımı da bilemiyorum, o kadar kötüyüm ki.” Kısa bir sessizlikten sonra tekrar konuşmaya başladı. “Altan”
“Ne olmuş Altan’a. Canım ne oldu çok duygusallaştın, kötü bir şey yok ya.”
“Altan beni aldatıyor.”
“Ne. Emin misin?”
“Evet, dün akşam banyoya gitti, telefonu da masada bıraktı. Bilirsin hiç adetim değildir normalde, karıştırmam telefonunu ama şeytan mı dürttü nedir birden bakasım geldi. Yazışmaları, fotoğrafları gördüm.”
“Ah canım benim. Ne yaptın”
“Hiçbir şey yapmadım. Görmemiş gibi davrandım. Sen de biliyorsun durumları, şu an boşanamam, yerimden kıpırdayamam bu halde.”
“Canım benim.”
“Kimseye söyleme olur mu henüz.”
“Tamam canım.”
“Benim kapatmam lazım şimdi, seni sonra ararım tekrar tamam mı. Sağol canım dinlediğin için.”
“Canım benim, ara mutlaka.”
Telefonu kapattıktan sonra Hale yol boyu düşündü. Kendisinin de ilişki yürütme konusunda çok başarılı olduğu söylenemezdi. Bugüne kadar en uzun ilişkisi altı ay sürmüştü. Efe geldi aklına, onu bu gruba dahil etmiyordu, o başkaydı. Ne yapıyordu acaba. Ne zamandır onu görmediğini fark etmedi, aramıyordu da. Bu sefer kesin bitti galiba diye düşündü gözünden akan iki damla yaşa engel olamadan. Of ya ne bu duygusallık böyle sabah sabah diye silkelendi. Radyoyu açtı, karşısına çıkan ilk istasyonda Karabiberim şarkısı çıktı. “Karabiberim vur kadehlere, hadi içelim, içelim her gece, zevki sefa doldu kalbime.” İstemsizce şarkıya eşlik etmeye başladı. Bağıra çağıra çılgınca karabiberim söylüyordu şimdi. Kendi kendine güldü, komik olan şarkı mıydı yoksa şarkının tüm sözlerini ezbere bilmesi miydi emin olamadı.  Bir anda sanki tüm hüzün dağılmış birden enerjisi yükselmiş, eski neşesi yerine gelmişti. Şarkı bitmeden şirkete gelmişti bile. Otoparktaki yeri boştu, arabasını park ederek ofise doğru yürümeye başladı.

Asansörün düğmesine basıp beklemeye başladı. Kendinden başka bekleyen kimse olmamasına şaşırtmıştı, normalde bu saatler çok yoğunluk olurdu. Asansör boş geldi bindi, yirmibeşinci kata bastı, tam kapı kapanmış yukarı çıkıyordu ki kapı tekrar açıldı ve içeri otuz, otuz beş yaşlarında, giyimiyle hiç buraya ait durmayan kısacık saçlı, bedeninden en az iki beden büyük takım elbise giymiş bir kadın bindi. Kadın yirmisekizinci kata basmak için parmakları uzatınca ellerinin ne kadar bakımsız olduğunu fark etti. Gözlerini kadından çekerek ekranda değişen numaralara bakmaya başladı. Bir, iki, beş, yedi. Hızla yukarı çıkıyorlardı. Kadın ise put gibi dikilmiş hiç ses çıkarmadan hareketsizce bekliyordu. Yirmisekizinci kat yönetim katıydı, burda çalıştığı süre boyunca bir kere bile oraya çıkmamıştı. Fazladan güvenlik önlemleri olan sadece orya girme izni bulunan kişilerin parmak izi okutarak girdikleri bir yerdi. Çeşitli söylentiler duymuş olsa de gerçekte orda neler olup bittiğini kimse bilmiyordu. Çaktırmadan kadına tekrar baktı, baştan aşağı süzdü. Sonra yeni tanıştığı insanlara karşı takındığı mesafeli tavrı takınarak aynı kadın gibi hareketsiz beklemeye başladı. Gözü tekrar rakamlara takıldı. Yirmi, yirmi bir, yirmi iki ve nihayet yirmi beş. Asansör sessizce durdu ve Hale indi. İnerken ne kadına bakıp gülümsedi ne de tek kelime konuştu. Kadının tuhaflığını geride bırakarak masasına doğru ilerledi.

Bilgisayarını açtı maillerini okumaya başladı ilk olarak. O maillere dalmışken odasının kapısının tık tık vurulmasıyla kendine geldi.
“Hale duydun mu olanları?”
“Yok Serdar bey ne olmuş?”
“Dünyadan haberin yok senin, dün akşam Melih Bey istifa etmiş.”
“Ne diyorsunuz. Ee ne olacak şimdi. Daha yeni getirmişlerdi onu şirketin başına, işler kötü gidiyor demek ki ilk onun başını kestiklerine göre.”
“Komik olma Hale. Olayları bilmiyorsun, kimse paylaşımcı değil şirkette tabi sır küpü herkes.”  Hale’nin tam karşısındaki koltuğa oturarak konuşmaya devam etti. “Melih Bey şirket hesabından yüklü bir miktarda para sızdırmış kendi hesabına”
“Gerçekten mi?”
“O yüzden bugün müfettişler geldi, tüm hesapları didik didik edeceklermiş duyduğuma göre. Bizden de bazı raporlar isteyebilirler hazırlık olmak lazım. Neyse ki işin ucu bize dokunmaz ama Seda Hanım zorda, biliyorsun Melih Bey’in peşinden ayrılmıyordu. Şimdi yukarı çıktı bakalım gelince öğreniriz detayları. Neyse ben gideyim seni de meşgul etmeyeyim daha fazla. Rapor isterlerse beni haberdar et tamam mı?”
“Tamam Serdar Bey”
Hale’nin kafası karışmıştı, son dönemlerde şirkette olayla bitmek bilmiyordu. Ama bu kadarını beklemiyordu doğrusu. Sıkıntıyla derin bir nefes alarak işine geri döndü, yeni gelen maili açtı ve okumaya başladı. Müfettişler üst yönetime hazırladığı rapor için onunla konuşmak istiyorlardı. Bilgisayarını aldı ve hiç kimseye görünmeden merdivenleri kullanarak yirmisekizinci kata çıktı. Kapıda onu bekleyen görevli sayesinde kolayca içeri geçti ve onu aldıkları odada tek başına beklemeye başladı. Kısa bir süre sonra kapı açıldı ve sabah asansörde kaşılaştığı ve kılık kıyafeti yüzünden buraya layık görmediği kadını karşısında görünce şaşkınlığı bir kat daha arttı. Kadın şimdi karşısına geçmiş onu sorularıyla terletiyordu. O an kızdı kendine sahip olduğu tüm önyargılar için ve sakince soruları yanıtladı.

Yorumlar

Popüler Yayınlar